EMEP Genel Başkanı Akdeniz: En maliyetsiz yöntem barıştır

Hazineyi dibi delinmiş kovaya benzeten EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, krizin temel nedeninin savaş olduğunu belirterek, “Eğer bu ülkenin bir güvenlik sorunu varsa, en maliyetsiz yöntem barıştır” dedi.

EMEP Genel Başkanı Akdeniz: En maliyetsiz yöntem barıştır
27 Ekim 2021
09:55

Mezopotamya Ajansına değerlendirmelerde bulunan EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, "Türkiye burjuvası Ahmet Davutoğlu döneminde proaktif bir dış siyaset stratejisine yöneldi"diyerek iktidarın politikaları ile muhalefetin tutumunu değerlendirdi. 

"Eğer bu ülkenin bir güvenlik sorunu varsa, en maliyetsiz yöntem barıştır" diyen Akdeniz şu değerlendirmelerde bulundu:

"Türkiye burjuvası Ahmet Davutoğlu döneminde proaktif bir dış siyaset stratejisine yöneldi. Bu neo-Osmanlı çerçevede yayılmacı emperyal bir politika. Yani Suriye’de savaş varsa biz niye dahil olmayalım? Afganistan karışıyorsa biz niye girmeyelim? Libya’da bir iç savaş varsa biz niye bu iç savaşın dışında kalalım dediler ve ülkeyi savaş maceralarına sürüklediler. Dış politikada eksen kaymaları Türkiye'yi Biden’dan telefon bekleyecek duruma getirdi. Düşünebiliyor musunuz, milyon dolarlar yatırıyorsunuz askeri harcamalara. Silah sanayisine 2022 yılı bütçesinden 181 milyar ayrılıyor.  Köylüye, tarıma ayrılan para ise 57 milyar. Demek ki para silahlara harcanmazsa bu pandemi, kuraklık döneminde halkın çok rahat geçireceği bir süreç için kaynak olabilirdi.  Ama hala iktidar ve burjuvazi bunu tercih etmiyor. Bir S-400’e kaç tane öğrenci yurdu yapılır? Bir F-16 savaş uçağına kaç tane okul ya da hastane yapılır. Binlerce insanımız hala aşıya ulaşamadı. Bunlar çözülebilir, köylünün borcu silinebilir, mazotu dolduramadığı için traktörü yerde kalan üretici nefes alabilir. Bunların hepsi yapılabilir ve bu bir tercih meselesi. 

En maliyetsiz yöntem barıştır

Eğer bu ülkenin bir güvenlik sorunu varsa bunu tartışalım. En maliyetsiz yöntem barıştır. Yani komşu ülkelerle komşu halklarla barış politikası yürüttüğünüzde bu kadar muazzam paralara ihtiyacınız olmaz. Ama bu silahlanmanın daha rasyonel yanı ülkeye dönük bir saldırı değil tersine proaktif sahada askeri pozisyon tutma kaygısından ileri geldiği için bu kadar harcama oluyor. Türkiye’deki 40 yıllık çatışma halinin yarattığı maliyeti hatırlayalım. İktidar çevresi de bunu dile getirdi. Ülke ekonomisini çok derinden sarsan bir pay ve Türkiye ekonomisi aslında güçlü bir ekonomi ama sürekli buradan güç kaybediyor.

Bir F-16 savaş uçağına kaç tane okul ya da hastane yapılır

Türkiye burjuvası Ahmet Davutoğlu döneminde proaktif bir dış siyaset stratejisine yöneldi. Bu neo-Osmanlı çerçevede yayılmacı emperyal bir politika. Yani Suriye’de savaş varsa biz niye dahil olmayalım? Afganistan karışıyorsa biz niye girmeyelim? Libya’da bir iç savaş varsa biz niye bu iç savaşın dışında kalalım dediler ve ülkeyi savaş maceralarına sürüklediler. Dış politikada eksen kaymaları Türkiye'yi Biden’dan telefon bekleyecek duruma getirdi. Düşünebiliyor musunuz, milyon dolarlar yatırıyorsunuz askeri harcamalara. Silah sanayisine 2022 yılı bütçesinden 181 milyar ayrılıyor.  Köylüye, tarıma ayrılan para ise 57 milyar. Demek ki para silahlara harcanmazsa bu pandemi, kuraklık döneminde halkın çok rahat geçireceği bir süreç için kaynak olabilirdi.  Ama hala iktidar ve burjuvazi bunu tercih etmiyor. Bir S-400’e kaç tane öğrenci yurdu yapılır? Bir F-16 savaş uçağına kaç tane okul ya da hastane yapılır. Binlerce insanımız hala aşıya ulaşamadı. Bunlar çözülebilir, köylünün borcu silinebilir, mazotu dolduramadığı için traktörü yerde kalan üretici nefes alabilir. Bunların hepsi yapılabilir ve bu bir tercih meselesi. 

Buna pirim vermemek gerekiyor

Partilerin Kürt sorunu vardır demeleri bir şey ifade etmiyor. Kürt halkı, haklarıyla birlikte vardır. Hakları olmadığı zaman vardır demeniz bir şeye yaramıyor. Buradan başlayacaksınız; Kürt halkının hakları nelerdir. Bunu Kürtler söylüyor, onları dinleyeceksiniz. Anadilde eğitim başta olmak üzere her şeyi tartışacaksınız. Bugün Kürt seçilmişler cezaevinde, belediye yönetimlerine gelen kayyımları çözmek zorundasınız. Bu konularda bir tutumunuz yoksa asgari bir program ortaya koymuyorsanız bütün yaptığınız şey pragmatizm ve çıkarcılıktan ibaret olur. Bu ülkeyi iç işlerinde Meral Akşenerler yönetecekse, yeniden dış işlerinde Davutoğlu olanlar yönetecekse ne anlamı var. Kürtler çok iyi tanır; ‘beyaz toroslar gelir’ diyen açıklamalarının çok iyi tanır. Bu ülkede ekonomiyi yeniden Ali Babacan’lar yönetecekse karşımıza böyle bir kabine çıkacaksa vay halimize. Vay Kürt ve Türk halkının haline, umarım böyle bir seçenek çıkmaz. Bu seçeneğe inananlar fena yanılırlar, bunun faturası çok ağır olur. Bölgede de AKP'nin zemininden kayan Kürtlerin oylarını konsolide etmeye dönük bir şey var, karşımızda sağ cephe var. Bu oylar AKP'den kopacaksa, demokratik mecrasını akması gerekiyor. HDP'ye ya da sol sosyalist demokratik cephelere akması lazım. Neden bir kez daha DEVA veya Gelecek partisi gibi partilere aksın. Buna pirim vermemek gerekiyor. AKP gitsin de ne olursa olsun diyerek halkı seçeneksiz bırakan bir siyaset anlayışı doğru değildir. Yani demem o ki gelen gideni aratabilir. Kürt halkının da buna dikkat etmesi gerekiyor.

200 bin işçinin grev hakkını yasakladılar

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin etkisi oldu sorusundan önce bu ülkede işçi ve emekçileri inim inim inleten AKP iktidarıydı. 200 bin işçinin grev hakkını yasakladılar. Dolayısıyla krizin kendisini sadece tek adam sistemine bağlamak yanlış olur. Çünkü arkasında ki asıl güç, emek sermaye çelişkisinden beslenen sömürü ilişkileri ağı içerisindeki yapıdır. Buradan baktığımız zaman şöyle bir değerlendirme de görüyoruz. ‘Beşli çete’ diye ifade edilen, AKP döneminde palazlanmış büyük şirketler, yandaş kuruluşlar, sermaye sahipleri ve klikleri gibi oluşumlar. Buda bir gerçek. Gerçekten ülkeyi yağmaladılar, talan ettiler. Ülke zenginliklerini hortumladılar ve hortumlamaya da devam ediyorlar."

CHP'den 'Squid Game'li miting daveti

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yarın Mersin'de katılacağı ve “Milletin Sesi” isimli ilk seçim mitingi ile ilgili hazırlıklar tamamlandı. Miting öncesi kentte Netflix'te izlenme rekoru kıran Güney Kore yapımı "Squid Game" adlı diziyi anımsatan bir yöntemle çağrı yapıldı. Mitinge davet kartında "Oyunu sonlandırmak için, 4 Aralık Cumartesi 13.00" mesajı yazıyor.

Engelliler Konfederasyonu Başkanı: Yetkilileri sevgi sözcükleri, merhamet duyguları göstermek yerine haklarımızı vermeye çağırıyoruz

Engelliler Konfederasyonu Başkanı Ferman Kurtel, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde, “İlgilileri, yetkilileri, 3 Aralık’ta sevgi sözcükleri, merhamet duyguları göstermek yerine haklarımızı vermeye ve hemen harekete geçmeye çağırıyoruz” açıklaması yaptı.

SES: Bizleri yok gören düzenlemeyi biz de kabul etmiyoruz

SES Ankara Şubesi, düzenlemeye, “sağlıkçılar arasında ekonomik ayrımcılık yapıldığı” gerekçesiyle tepki gösterdi. Hacettepe Üniversitesi Hastanesi önünde bir araya gelen sendika üyeleri, açıklama yaptı.

Yorumlar
1000

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan web sitemiz sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol.