HDP’den muhalefete çağrı: Gelin, Türkiye halklarını bu kirlenme ve çürümeden kurtaralım

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin grup toplantısında konuştu.

HDP’den muhalefete çağrı: Gelin, Türkiye halklarını bu kirlenme ve çürümeden kurtaralım
25 Mayıs 2021
15:29

Susurluk Kazası’nda ortaya çıkan devlet-mafya-siyaset ilişkisinin bugün AKP-MHP iktidarında olduğunu söyleyen HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Susurluk’tan bugüne uzanan çete örgütlenmelerinin dayandığı en önemli zemin, Kürt düşmanlığıdır” dedi.

HDP yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 28’i tutuklu 108 siyasetçinin yargılandığı Kobani Davası’na dair konuşan Buldan, “Ülke tam bir yangın yerine dönüştü. Çöküş, çürüme, ortaya saçılan pislikler, hırsızlık, yolsuzluk, hukuksuzluk, ahlaksızlık, mafya ve çete düzeni, kara para, yalan, talan, haram almış başını gidiyor. Bütün bunlar yaşanırken, iktidar ne yapıyor? Sincan’da bir AKP mahkemesi kurmuşlar, geçmişler kürsüye, senaryosunu önceden kurguladıkları Kobanê kumpas davasıyla güya HDP’yi yargılayacaklar” dedi.

Yapılan duruşmalarda ortada bir hukuk davasının olmadığını herkesin gördüğünü belirten Buldan, “Bu kumpas; çökmeye yüz tutmuş AKP iktidarının HDP’den siyasi intikam alma davasıdır. Tek cümleyle 7 Haziran’da, 31 Mart’ta iktidara neden kaybettirdiniz davasıdır. Sandıkta istedikleri sonucu alamayınca siyasi hınçlarını hukuksuz mahkeme kürsüsüne taşıdılar. Kobanê Davası AKP’nin HDP’yi engellemeye yönelik yürüttüğü bir siyasi parti faaliyetidir. Seçim çalışmasıdır. Kumpaslarla siyasi yargılama yapmak isteyen iktidar bu davada suçüstü yakalanmıştır. IŞİD’i sahiplenerek suçüstü yakalanmıştır” şeklinde konuştu.

Buldan şöyle devam etti:

“Tarih 3 Kasım 1996. Susurluk kazasıyla mafya-devlet-siyaset ittifakının suç ortaklığı ortaya saçılmıştı. Susurluk’ta devlet içinde kurulan devlet ve 90’larda Kürt halkına karşı işlediği insanlık suçları bir bir deşifre olmuştu. 28 Şubat Darbesi’yle Susurluk’un üzerini apar topar kapattılar. Oradaki tuğlaya dokunmadıklarını hepimiz hatırlıyoruz. Yıl 2021. Çeyrek asır sonra Türkiye, AKP-MHP iktidarında bir kez daha siyaset-bürokrasi-mafya ilişkileriyle ve ürettiği suç karanlığıyla karşı karşıyadır. Nedeni bellidir: Susurluk’tan bugüne uzanan çete örgütlenmelerinin dayandığı en önemli zemin, Kürt sorununun inkârı ve güvenlikçi politikalardır. Kürt düşmanlığıdır.

Faili meçhul cinayetler, köy yakmalar, işkenceler, insanlık suçları 1993 konseptiyle gerçekleştirildi. Susurluk çetesi de bu zemin üzerinden yükseldi. Söylemleri neydi? Beka ve güvenlik. Bugün ortaya saçılan çete-mafya ilişkileri de yine Kürt sorununda çatışmalı sürecin tırmandırıldığı 2015 konseptinin yarattığı zemin üzerinden yükselmiştir ve bugünlere kadar gelmiştir. Bir kez daha görülmüştür ki; Türkiye’de Kürt sorunu çözülmeden, sistem demokratikleştirilmeden, hukukun üstünlüğü sağlanmadan çete-mafya-siyaset ilişkileri ve suçları da son bulmaz. Sona ermez. Aktörleri değişse de bu yapı hiçbir zaman değişmez.

Altını özellikle çiziyorum: Son 6 yıl çok önemlidir. Demokratikleşme ve barış çerçevesi, savaştan kar sağlayan devlet içindeki güç odaklarının, suç ortaklığının önündeki en önemli engeldi. İktidar, bu güçlerle uzlaşarak, bunun altını önemle çizmek istiyorum, iktidar bu güçlerle uzlaşarak ittifak kurdu ve çözüm sürecini bitirdi. Güvenlikçi politikaya sarıldı. Çatışmalı süreci büyüttü. Böylece bugünlerde ortaya saçılan tüm bu çete ve mafya düzeninin de önünü açmış oldu.

Gençlerin canı, kanı üzerine kurulan bir ortaklıktır.  Kürt düşmanlığı ortaklığıdır. Tıpkı 93 konseptinin suç ortaklığında olduğu gibi. Bunlar aynı çuvala girdi. Şimdi o çuvalın içinde birbirlerini tırmalıyorlar. 90’lardaki faili belli bin operasyonun sahipleri bugün kim tarafından korunmaktadır? Kiminle ittifak halindedir? Ki, dönemin Başbakanı Tansu Çiller 4 Kasım 1993’te İstanbul Holiday Inn Otelinde bir açıklama yaptı. ‘Elimizde örgüte yardım eden Kürt iş adamlarının listesi var hesap soracağız’ dedi. Ardından Kürt işadamları birer birer infaz edildi. Bu cinayetlerin planlayıcısı da ‘Devlet adına bin operasyon yaptık’ dedi. Kutlu Savaş’ın hazırladığı raporun bir bölümünün engellenip sansürlendiğini hatırlarsak o sansürlü bölüm içerisinde aslında Türkiye’de nelerin olup bittiğini hepimiz çok iyi anlayabiliriz. Musa Anter cinayetinden Savaş Buldan cinayetine kadar işlenen bütün faili meçhul cinayetlerin planlayıcıları, tetikçileri ve emir verenleri kim varsa o sansürlü bölümde saklıdır. O bölüm hala sansürlüdür.

Buradan soruyoruz: Aldığımız nefese kadar fezleke düzenleyen savcılar hani neredeler? Ortaya çıkan suçlarla ilgili neden bir soruşturma yoktur? Bir twit atanı sabahın köründe evinden gözaltına alanlar, ortaya saçılan bu büyük suçlarla ilgili neden kılını kıpırdatmıyor? Hepsi deve kuşu gibi başını kuma gömmektedir. Hepsi sessizdir.

İlk yapılması gereken ülkenin derhal erken seçime götürülmesidir. HDP olarak çağrımızı yeniliyoruz Türkiye mutlaka seçime gitmelidir. Türkiye bu çeteleşmiş, mafyalaşmış düzenle bir gün dahi birlikte yaşayamaz.

Bu kirlenmişliğe karşı ortak itirazı büyütelim diyoruz. Gelin Türkiye halklarını bu kirlenme ve çürümeden kurtaralım diyoruz. Derhal hakikatleri araştırma ve soruşturma komisyonları kuralım ve biran önce çalışmalarına başlasın. Bizim için esas olan dönemsel olarak yapılan bir seçim ittifakı değildir. Bizim için esas olan; demokrasiye geçiş için, adalet ve barış için en geniş siyasal ve toplumsal demokrasi bloğunun, güç birliğinin ve mücadele ortaklığının oluşturulmasıdır. HDP’nin ittifak politikasının esasını demokratik ilkeler ve Türkiye halklarının ortak geleceği oluşturmaktadır. Bunun dışındaki hiçbir tartışma bizi bağlamaz, bize mal edilemez.

Hiçbir insanımız bugünlere bakarak karamsarlığa asla kapılmamalıdır. Bu düzeni, bu devranı mutlaka ama mutlaka değiştireceğiz.”

Tanrıkulu Adalet Bakanı Gül'e seslendi: Bu yargılamanın kayıtlarını izlemeli

Kobani Davası’ndaki gözlemlerini aktaran CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e seslendi.

2021 Pulitzer Ödüllerini kazananlar açıklandı

ABD’nin New York kentindeki Columbia Üniversitesinin yönettiği Pulitzer Ödülleri’nin 105.sinde kazananlar açıklandı.

Iğdır’da kayısı sezonu başladı

Doğu Anadolu Bölgesinin Çukurovası olarak bilinen Iğdır’da sarı altın olarak adlandırılan coğrafi işareti alınan kayısı sezonu başladı.

Yorumlar
1000

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan web sitemiz sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol.