İktidar hem teşhis hem tedavi sorunu yaşıyor

YEP’in halktan uzak ve hamasi söylemlerden ibaret olduğunu söyleyen HDP Plan ve Bütçe Komisyon Üyesi Necdet İpekyüz, iktidarın hem teşhis hem tedavi sorunu yaşadığını kaydetti.

İktidar hem teşhis hem tedavi sorunu yaşıyor
01 Ekim 2020
11:11

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Plan ve Bütçe Komisyon Üyesi ve Batman Milletvekili Necdet İpekyüz, Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak’ın açıkladığı 2021-2023 dönemine ilişkin Yeni Ekonomi Programı’nı (YEP) değerlendirdi. İpekyüz, YEP’te açıklanan öngörülerin ekonomiyi daha da küçülteceğini, kişi başına düşen milli geliri azaltacağını ve işsizliği tırmandıracağının yanı sıra, bölgesel eşitsizliği de beraberinde getireceğini söyledi. 
 
‘HALKTAN UZAK HAMASİ VAATLER’
 
YEP’te beklediklerinden farklı bir tabloyla karşılaşmadıklarını ifade eden İpekyüz, programın halkın yaşadığı sorunlardan uzak, hamasi vaatler içeren bir belgeden ibaret olduğunu belirtti. İpekyüz, “YEP’te yoğunlukla Türkiye’deki ekonomik krizin sebebinin salgınmış gibi bir anlatı tercih edilse de biz durumun böyle olmadığını biliyoruz. Türkiye ekonomisi derin yapısal krizler içerisinde olan ve bu sorunların salgınla daha görünür olduğu bir ekonomi; salgın öncesinde de bütçe açığı, dış borçlar, yüksek enflasyon, işsizlik, döviz kuru vs. sorunlarla boğuşan bir ekonomi” dedi.
 
‘İKTİDAR EKONOMİYİ YÖNETEMİYOR’
 
YEP’in mevcut ekonomik krizlerin hiçbirine dair bir çözüm sunmadığını sözlerine ekleyen İpekyüz, “YEP’e baktığımızda yoksul ve yoksulluk kelimeleri tek bir defa dahi geçmiyor. İşçi bir defa dahi geçmiyor. Hakeza demokrasi ve özgürlük kelimeleri bir defa bile geçmiyor. YEP’in ortaya koyduğu tek gerçeklik, iktidarın ekonomiyi yönetemediğidir” diye konuştu.
 
TEŞHİS VE TEDAVİ SORUNU 
 
Bakan Albayrak tarafından öngörülen vaatlerin karşılanması için yeterli kaynağın kalmadığına işaret eden İpekyüz, şunları ifade etti: “2020 yılı Merkezi Bütçesine baktığımızda en büyük kalemin 230 milyar TL ile savaş ve güvenlik harcamaları olduğunu görüyoruz. 2020 yılı bütçesinden yandaş sermayeye 18,8 milyar TL garanti ödemesi ayrıldı. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. İktidarın politik tercihleriyle şekillenen kaynak ayırmalara bakmak gerekiyor. Tercih iktidarda kalmak için daha fazla şiddet ve toplumsal gerilim olunca bütçede delikler oluşuyor, ödemeler gerçekleştirilemiyor, kur ve enflasyonla mücadele edilemiyor. İşte görüyoruz, Türkiye’de kamu kuruluşları şirketlerden aldıkları ilaç ödemelerini yapamıyor. Hatta bilgilerimize göre devlet memurlarının maaşını ödemekte bile zorluklar yaşanıyor. Bu gerçeğe rağmen Hazine ve Maliye Bakanı ‘kur bizi ilgilendirmiyor’ diyor. Oysa sadece yılbaşından bu yana kurdaki artış sebebiyle 200 milyar TL civarında fazladan borçlu hale geldik. İktidar kurdan kaynaklı bu meblağı vergi ve zam olarak toplumdan çıkarmanın peşinde. Bu sebeple vergi ve zamların en önemli sebeplerinden biri olan kurdaki artışı görmememizi istiyorlar.”
 
BÖLGESEL EŞİTSİZLİK 
 
İpekyüz, Türkiye ekonomisinin en büyük sorunlarından birinin bölgesel eşitsizlik olduğuna dikkat çekti. Özellikle de bölge kentlerinde yoksulluğun diğer kentlere oranla yüksek olduğunu değinen İpekyüz, “Kürt halkı maruz kaldığı yüz yıllık yapısal ayrımcılık bu iktidar döneminde sürdürüldü. Kürt kentleri ekonomik veriler açısından en geride. Ayrıca metropollerde Kürtlerin yoğunlukla yaşadığı semtler diğer semtlere göre daha yoksul. Bugün Türkiye’de yoksulluk etkinleşmiştir. Yani Kürtler bir halk olarak sistematik şekilde yoksullaştırılmıştır. Bu gerçeklik verilere de yansıyor. Her ne kadar iktidar bölgeye dair veri çıkarmasa veya yayınlamasa, bizler yaptığımız çalışmalarla bölgedeki durumu net şekilde görüyoruz. Resmi verilere göre Türkiye genelinde işsizlik yüzde 13,4 iken, Kürt kentlerinde bu oran yüzde 30’larda. Genç işsizliği yüzde 40’ları geçmiş durumda. Neredeyse her iki gençten biri işsiz. Hakeza kadın işsizliği yüzde 50’yi geçmiş. İktisadi etkinlik açısından benzer bir durum var. Bölgede toplam 238 bin esnaf var iken, diğer kentlerde 1 milyon 537 bin esnaf var. Yani iktisadi etkinlik bölgede 6,5 kat daha az seyrediyor. Bölgesel eşitsizliğe dair korkunç bir tablo ile karşı karşıyayız. YEP’te de aynı tutum sürdürülüyor. Eşitlik kelimesi bir defa geçiyor, bölgesel eşitsizlik ise hiç geçmiyor. Bu sebeple ne iktidarın ne de HDP dışındaki muhalefetin bölgesel eşitsizlik ve yoksulluk sorununu çözecek ufku yok. Bu sorunu ancak HDP çözer. Bizler muhalefetteyken de iktidar olursak da öncelikli sorunlardan biri olarak gördüğümüz her türlü iktisadi eşitsizliği çözmeye hazırız” şeklinde konuştu. (MA)

Memur-Sen: Açlık sınırı 3 bin 107, yoksulluk sınırı ise 8 bin 823 lira

Memur-Sen'in kasım ayı açlık-yoksulluk araştırmasına göre; yoksulluk sınırı bir ayda 228 lira, açlık sınırı ise 80 lira yükseldi. Memur-Sen, kasım ayında 4 kişilik bir ailenin açlık sınırını 3 bin 107, yoksulluk sınırını ise 8 bin 823 lira olarak hesapladı. Kasımda en çok LPG, mazot ve uçak bileti fiyatı arttı. Fiyatı en çok yükselen gıda ürünü ise yüzde 24,81 ile patlıcan oldu.

MB Başkanı Kavcıoğlu: 16 Aralık’taki toplantıda faiz indirimi yapılmaması olasılığı arttı

Merkez Bankası (MB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, geçen hafta gerçekleştirilen yatırımcı toplantısında 16 Aralık'taki toplantıda faiz indirimi yapılmaması olasılığının arttığını söyledi.

Sürücülerden akaryakıta gelen zamlara tepki: Arabanın deposuna su mu katalım?

 Akaryakıta art arda yapılan zamlara tepki gösteren araç sürücüleri, “Dolar yükseldikçe fakirleşiyoruz” dedi. 

Yorumlar
1000

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan web sitemiz sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol.