Mardin’de yaşanan 3 ayrı zırhlı araç çarpması davasında hukuk işlemiyor

Mardin’de yaşanan 3 ayrı zırhlı araç çarpması davasında hukuk işlemiyor. 7 yaşındaki Berfin Dilek’in dosyası kamuoyundan kaçırıldı, Şerif Bakır’ın soruşturması uzun süre engellendi ve Suphiye Yakut’un dosyası karar aşamasında durduruldu.

Mardin’de yaşanan 3 ayrı zırhlı araç çarpması davasında hukuk işlemiyor
10 Eylül 2021
09:25

Şırnak’ın İdil ilçesinde 3 Eylül'de 7 yaşındaki Miraç Miroğlu’nun zırhlı aracın çarpması sonucu hayatını kaybetmesi üzerine benzer olayların akıbetini yeniden gündeme getirdi. Zırhlı araçların çarpması sonucu Mardin Dargeçit’te 9 Şubat 2017’de 7 yaşındaki Berfin Dilek hayatını kaybederken, 9 Haziran 2017’de Nusaybin’de Mehmet Şerif Bakır (17) sol bacağını kaybetti. 22 Nisan 2018’de ise, Bahçebaşı Mahallesi'nde geriye doğru giden zırhlı polis aracının çarpması sonucu Suphiye Yakut (51) yaralanarak bir bacağı sakat kaldı.

Berfin Dilek’in hayatını kaybetmesine dair açılan soruşturma ile Mehmet Şerif Bakır ile Suphiye Yakut’un yaralanmasına dair başlatılan soruşturmalar davaya dönüştü. Bu süreçte Berfin Dilek’in öldürülmesi olayında Dargeçit Kaymakamlığı, İlçe Emniyet Müdürlüğü ve AKP’li yöneticilerin araya girmesiyle dosya kamuoyundan uzaklaştırıldı.

Mehmet Şerif Bakır’ın sol bacağını kaybetmesine ilişkin zırhlı araç sürücüsü olan polisin yargılanması Nusaybin Kaymakamlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın soruşturma izni vermemesi nedeniyle uzun süre başlayamadı. Bakır’ın avukatının İdare Mahkemesi’ne yaptığı itirazın sonucunda polis memuru hakkında soruşturma ancak aylar sonra başlatılabildi. Soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame kapsamında polis memuru “Taksirle adam yaralama” suçlaması ile yargılanmaya başladı. Ancak dosyada karar aşamasına bir türlü gelinemedi.

Yakut’un sakatlanmasına sebep olan polis memuru zırhlı araç sürücüsü S.G. hakkında “taksirle yaralama” suçundan açılan davada ise, bu güne kadar 12 celse görüldü. Yakut davası görülürken, zırhlı araç kamerasının olayın yaşanmasından 10 dakika önce kayıt almayı durdurduğu, olay yerini gören MOBESE kameralarının da olay sırasında kayıttan çıktığı öne sürüldü. Yapılan taleplere rağmen olay anına dair görüntüler mahkemeye getirilmezken, olaya dair hazırlanan Bilirkişi Raporu ile polis S.G.’nin dikkatsiz davranarak, karayolunu kullananlar için tehlike ve engel yarattığı gerekçesiyle asli ve tamamen kusurlu olduğu belirtildi.

Bilirkişi raporuyla birlikte karar aşamasına gelen davanın Dargeçit Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen 10’uncu duruşmada savcılık mütalaasını vererek, polis S.G.’nin “taksirle yaralama” suçundan cezalandırılmasını istedi. Davanın 2 Nisan’da karar verilmesi beklenen duruşmasında mahkeme hakiminin değiştiği görüldü. Bu nedenle hakim dosyayı incelemek üzere duruşmayı 8 Nisan’a erteledi.

Polis S.G.’nin hastane masraflarını ödemeyi dahi kabul etmediğini beyan ettiği 12’nci duruşmada daha önce ceza verilmesini isteyen savcı, bu defa “Her ne kadar önceki celse mütalaamızı bildirmiş isek de dosyanın incelenmesinde sanık hakkında soruşturma izninin alınması gerektiği anlaşıldığından yargılamanın bu aşamada durdurulmasına karar verilmesi” yönünde yeni mütalaa verdi.

Savcılığın talebi üzerine mahkeme, devam eden yargılamanın “görev suçu olabileceği” değerlendirmesi yaparak durdurulmasına karar verdi. Mahkeme yargılamanın devam edebilmesi kapsamında “Dargeçit Kaymakamlığı’ndan izin alınmasına, izin şartının beklenilmesi gerektiği” gerekçesi ile yargılamanın durdurulmasına karar verdi. Dargeçit Kaymakamlığı ise, aradan geçen 5 aya rağmen mahkemenin talebine olumlu ya da olumsuz bir dönüş yapmadığından yargılama devam edemedi.

Yakut ailesinin avukatı Tahir Demir, zırhlı araçların çarpması sonucu yaşanan ölüm ve yaralanma olaylarında hazırlanan kusur raporlarında genel tavrın hayatını kaybeden ya da yaralanan kişilerde belli oranlarda kusur olduğu şeklinde tespitlere yer verildiğini ifade etti. Suphiye Yakut davasında savcılığın önce mütalaa verip, ardından mütalaasını değiştirmesinin de soruşturmanın etkin yürütülmediğinin ve polislerin karıştığı suçlarda yargının korumacı tavrının belirtisi olduğunu kaydeden Demir, normal şartlarda yargılamanın uzun süre önce cezalandırmayla sonuçlanması gerektiğine söyledi.

Suphiye Yakut davasında ilk defa polis memurunun yüzde 100 oranında kusurlu olduğu tespitine yer verildiğini kaydeden Demir, “Yüzde 100 kusur demek zırhlı araçların keyfi kullanımını gösteriyor. Ancak bunlar taksirli suç olarak sayıldıkları için memuriyete engel teşkil etmiyor. Bu suçların zaten başından itibaren görev suçu olarak görülmesi gerekiyor. Ancak bu şekilde görülmüyor. Miraç’ın dosyasında büyük ihtimal Miraç kusurlu olarak görülecek. Çünkü sistem bu şekilde yürütülüyor” ifadelerini kullandı.

Zırhlı araçların keyfi kullanıldığını, başka araçların önünün kesildiğini, trafikte tehlike yarattığını kaydeden Demir, “Ara sokaklarda bile hızlı bir şekilde kullanılıyor araçlar. Çocuğa 'neden sokağa çıktın' diye soramazsın. Biz yetişkinler bile tedirgin oluyoruz. Her an bir zırhlı aracın kapısı açılacak ve içinden silahlı bir polis çıkacak diye endişe ediyoruz. Bir de çocukları düşünmek gerekiyor. Çok ciddi problemler var bu konuda. Devletin gücünün arkasında olduğunu düşünen bir anlayış var. Bu nedenle böyle hareket ediliyor” diye belirtti.

Zırhlı araçların operasyon olduğu zamanlarda ya da kırsal bölgelerde kullanılması gereken araçlar olduğunu kaydeden Demir, “En fazla şehir içinde toplumsal olaylarda karşılaşılabilecek araçlar bunlar. Ancak bölgede her sokak başında birkaç tane zırhlı araç görmek mümkün. Bu da beraberinde keyfiyeti getiriyor. Zırhlı araçların karıştığı olaylar insanların sokakta olmasından ya da dikkatsiz olmasından kaynaklanmıyor. Bu araçların şehir merkezinde keyfi olarak yoğun bir şekilde kullanılmasından kaynaklanıyor. Bu nedenle olması gerektiği gibi zırhlı araçların şehir merkezlerinde bu kadar yaygın kullanılmasına son verilmesidir. Başka can kayıpları ancak bu şekilde önlenebilir” diye konuştu.

Su sorunu yaşayan çiftçilerden eylem

Su sıkıntısı nedeniyle ürünlerinin çürüdüğünü belirten çiftçiler, sulama kanalının suyunu kesti.

Salgında 57 eczacı yaşamını yitirdi

Olağan Genel Kurulu’nda salgından ötürü 57 eczacının ve 20 eczane çalışanın yaşamını yitirdiği bilgisini paylaşan İstanbul Eczacı Odası Başkanı Cenap Sarıalioğlu, “Hiçbir yöneticinin hayal bile edemeyeceği bir süreç yaşadık” diyerek yaşananları özetledi. 

'İhbar var' gerekçesiyle konsere yasaklama

 Kaldırım Müzik Topluluğu ve Grup Munzur'un katılımıyla düzenlenecek konser, "ihbar yapıldı" denilerek yasaklandı. 

Yorumlar
1000

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan web sitemiz sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol.