Sağlık sistemi iflas etmiş durumda, veriler sır gibi saklanıyor

Pandemi sürecinde yaşamını yitiren sağlık emekçileri, KHK ile ihraç edilen sağlık emekçileri, atama bekleyen binlerce sağlıkçı, istifa eden hekimler ve randevu alamayan yurttaşların haykırışı, Türkiye’deki sağlık hizmetlerini sorgular nitelikte. TTB’nin Sağlık Bakanlığı’ndan randevu talebi sonrası geçen süre 367 gün. Hekimlerle görüşmeyen Sağlık Bakanlığı, sorunların çözümü için talep edilen veri ve bilgileri gizli tutmaya devam ediyor. Konuştuğumuz TTB Merkez Konsey Üyesi Doktor Halis Yerlikaya, “Şuan sağlık sistemi iflas etmiş durumda. Çok sayıda parametre aslında bizim yaşadığımız çöküşü çok net olarak gösteriyor” dedi.

Sağlık sistemi iflas etmiş durumda, veriler sır gibi saklanıyor
04 Kasım 2021
13:40

ÖZEL HABER/ Arif BULUT

Covid-19’un Türkiye’de görülmesiyle birlikte yurttaşlar Covid’e yakalanmamak için sağlık sorunlarını hastanelere taşımayı erteledi. Öyle ki Sağlık Bakanlığı da 22 Mart 2020 tarihinde 81 ile genelge göndererek, aciliyeti olmayan ameliyatların uygun bir tarihe ertelenmesi gerektiğini belirtti. Gün geçtikçe artan vaka sayıları ve ertelenmiş sağlık sorunları hastanelerin iş yükünü daha da artırdı. Aşılama ile birlikte sağlık çalışanları görevli oldukları alanlardan alınarak aşılama ekiplerinde görevlendirildi. Pandemi ile mücadelede yoğun efor sarf eden sağlık emekçilerinin çığlığı duyulmadı. Covid-19 nedeniyle 400’ü aşkın sağlık çalışanı yaşamını yitirdi. Covid-19’a bağlı ölümlerin %36,0’sı hekimlerde, %13,2’si eczacılarda ve % 6,0’sı hemşire ve ebelerde oldu.

Pandemi ile birlikte daha önce var olan sorunlar, birikerek sağlık yönetimini içinden çıkılamaz sürece doğru götürüyor. Özel hastanelerde ve yurtdışında çalışmak için kamu hastanelerinden istifa eden doktorlar, gündemin en sıcak tartışmalarından birini oluşturuyor. Son günlerde Diyarbakır, Batman, Mardin, Van, Muş, Iğdır, Ağrı, Bingöl, Hakkari, Şırnak gibi bölge illerinden ‘doktor yok, randevu alamıyoruz ve muayene olamıyoruz’ tepkileri sosyal medyaya yansıyor. Sağlık hizmetlerine ilişkin meslek örgütleri ile yurttaşların yetkili mercilere yaptıkları başvurular ise cevaplanmıyor.

Sorularımızı yanıtlamayan Sağlık Bakanlığı’nın elinde veri yok mu?

Konuya ilişkin Sağlık Bakanlığı’na Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında yönelttiğimiz şu sorular: 

"1. Türkiye geneli son bir yılda kaç sağlık personeli görevinden istifa etti ve ya emekliye ayrıldı? İstifa eden ve ya emekliye ayrılan personeller hangi unvan/branşta bulunuyordu?

2. İstifaların ve emekliye ayrılmaların 81 ile dağılımı nedir? Hangi ilde hangi branşta kaç sağlık personeli istifa etti?

3. İstifalardan dolayı sağlık hizmetlerinin aksamaması için Bakanlığınız hangi adımları attı ya da hangi adımları atmayı planlıyor?” Sağlık Bakanlığı İnsan Kaynakları Planlama dairesi ve Sağlık Bakanlığı Stratejik Personel Planlama Dairesi Başkanlığı tarafından Bilgi Edinme Kanunu’n 7’inci maddesi ile 2’inci fıkrası gerekçe gösterilerek cevaplanmadı.

Bilgi edinme talebimizin gerekçe gösterilerek reddedilen 7’inci maddede “Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır” deniliyor. Ancak Doktor Halis Yerlikaya, “Aslında Sağlık Bakanlığı’nın elinde bu veriler ama her konuda olduğu gibi bu konuda da Bakanlık verilerin hiçbirini paylaşmıyor” diyor.

Sağlık hizmetlerinde gelinen son noktayı ve birikerek devam eden sorunları Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konsey Üyesi Doktor Halis Yerlikaya ile konuştuk.

Yerlikaya, toplum tarafından unutulan ve önlemleri gevşetilen pandemi sürecinin devam ettiğinin altını çizerek, “Pandemi yıkıcı etkisiyle devam ediyor. Sadece, ekim ayı içerisinde 6 bin 557 kişiyi biz Covid-19 nedeniyle kaybetmişiz. Toplumda sanki pandemi bitti ya da etkisini yitirdi algısı oluştu. Bunu vurgulamak gerekiyor” dedi. 

“Bilim insanlarıyla da pandemiye ilişkin veriler paylaşılmadı”

Sorularımıza yanıt vermeyen Sağlık Bakanlığı’nın tutumuna ilişkin Yerlikaya, “Türkiye’de yapılmayan en önemli şeylerin başında da şeffaf bir şekilde bu bilgilerin paylaşılmaması. Biz TTB olarak sürekli şeffaflık çağrısı yapıyorduk. Ancak toplumun gerçekliği görecek şekilde bilgi paylaşımı yapılmadı. Bilim insanlarıyla da pandemiye ilişkin veriler paylaşılmadı. Epidemolojik verilere uygun bir çalışma yapabilmemiz, bir takım önlemleri alabilmemiz için Sağlık Bakanlığı’nın elindeki veri seti sonuçları açıklamadı. Aşıyla ilgili de Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı rakamların çok net bir biçimde doğruyu ifade etmediğini biliyoruz. 18 yaş üştü nüfus üzerinden değerlendirme yapılıyor. Oysaki şuanda Türkiye’de 12 yaş üstü nüfus aslında aşılanabiliyor. Bir de Türkiye’de şuanda 5 bine yakın mülteci yaşıyor. Bunları da hesaba kattığımızda Türkiye’de nüfusun yarısı aşılanmamış durumda” değerlendirmesini yaptı.

Pandemi süreciyle birlikte Sağlık Bakanlığı’nın sağlıkta izlediği politikayı ve yöntemi nasıl değerlendiriyorsunuz? Sağlık Bakanlığı’ndan veri alabiliyor musunuz?

Sağlık Bakanlığı’nın pandemiyi yönetme biçimi tamamen algılar üzerinden giden bir süreç. Şuan da bizim TTB’nin web sitesinde bir sayaç var. Bu sayaçta 366 gündür bizim (TTB) Sağlık Bakanlığı’ndan talep ettiğimiz randevu, verilemedi. Eğer Sağlık Bakanlığı bu randevuyu vermiş olsaydı; biz gidip orda sağlık alanındaki bu pandeminin yıkıcı etkisini, sağlık emekçilerinin yaşadığı sorunları, özlük hakları, sağlık alanındaki şiddet ve şuan ki kaotik durumu izah edecektik.

18 ay içinde 18 bin hekim kamudan istifa etti, sağlık sistemi iflasta

Sağlık Bakanlığı, palyatif (geçiştirici) dediğimiz çözümlerle bir takım algılar üzerinden süreci yönetiyor. ‘Çok başarılı’ olduğunu kamuoyu nezdinde ifade etmeye çalışan ve bunun algısını yaratmaya çalışan bir pandemi sürecini yaşamış olduk. Şuan sağlık sistemi iflas etmiş durumda. Artan iş yükü nedeniyle birçok sağlık emekçisi hastalandı ve yaşamını yitirdi. Sağlık çalışanları uygun olmayan koşullarda uzun süreler boyunca çalıştı. Tükeniyoruz” çığlığımızda bir karşılık bulmadı. Bu tükenişin en somut ifadesi 18 ay içinde 8 bin hekim kamudan istifa etmiş olmasıdır. İnsanlarımızın sağlığa erişimleri eskiye oranla daha zorlaştı. Bir de eriştiklerinde de o sorunlarına çözüm bulamıyorlar. Dolayısıyla şuanda sağlık sistemi kaotik bir hal almış durumda. Biz Sağlık Bakanlığı ile sağlığı konuşamıyoruz. İstediğimiz verilerin hiçbiri ne bizimle paylaşıyor ne de toplumla paylaşıyor. Ki biz meslek örgütüyüz sonuçta.

Son süreçlerde sosyal medya üzerinden yurttaşların ‘doktor yok, tedavi olamıyoruz’ paylaşımları dolaşıyor. Bu paylaşımlara hekimlerin istifası ve yurtdışına giden hekimlere ilişkin tartışmalar da eklendi. Randevu krizi ile yurtdışına giden hekim tartışmalarına ilişkin neler söylemek istersiniz?

Pandemi sürecindeki çalışma koşullarının zorluğu bütün bu pandemi yükünün hekimlere ve sağlık çalışanlarının omuzlarına atılması, bir yandan memleketteki genel atmosfer, otoriterleşen siyasal iklimin uygulamaları, sağlık alanına da yansıyor. Her ay TTB’den 80 hekim yurtdışına gitmek için iyi hal belgesi alıyor. Bu aslında ülkenin en iyi beyinlerinin, en iyi çocuklarının ve en iyi hekimlerin bu açıdan ciddi kaygılarını gösteriyor. Çalışma koşullarının zorluğu, giderek aldığımız ücretlerin reel olarak erimesi ve ekonomik krizin sağlık emekçilerine hekimlere yansımasının sonucudur.

Kaotik durum ve siyasal atmosfer hekimleri yurtdışına çekiyor

OHAL neredeyse kalıcılaştı. Güvenlik soruşturmaları ile hiçbir gerekçe gösterilmeden insanların yıllarca emek vererek kazandığı mesleğini yapamıyor olmaları ve aynı şekilde KHK’lerle insanların işleri ellerinden alındı. Bütün bu kaotik durum ve siyasal atmosfer hekimleri yurtdışına çekiyor. Bu da sağlık sisteminin çöküşüne neden oluyor. Şuanda çok sayıda sağlık çalışanı ve hekimin kafasında, 'Almanca, İngilizce çalışayım yurtdışına nasıl gidebilirim' şeklinde düşünceler oluşmaya başladı.

Randevu krizi ve 5 dakikalık muayene

Sağlık Bakanlığı tarafından MHRS üzerinden her 10 dakikada bir, iki hastaya randevu veriliyor. Düşünsenize her 5 dakikada bir kapıda bir hasta bekliyor. Hekimlikte hastanın öyküsünün önemi tartışılmaz bir gerçek. Bir hastaya soru sorarak, teşhise varırız. Biz o öyküyü aldığımız ölçüde o hastaya hangi tetkikleri uygulayacağımızı ve hangi teşhisleri izleyeceğimizi belirleriz. Bunu yapabilmek için en az 20 dakikalık süreye ihtiyaç duyuluyor. Örneğin bizim bölümlerde yani onkolojide hastanın öyküsü ve tedavi sürecinin belirlenmesi için en az 1 saatlik süreye ihtiyaç var. Ancak 5 dakikada bir verilen randevulardan dolayı biz yeteri süreyi hastalara ayıramıyoruz.

Sağlık sistemi şuanda sağlıksızlığı üreten konumda: 12 bin şiddet vakası

Düşünsenize her 5 dakikada bir kapıda bir hasta bekliyor. 5 dakikadan fazla bir hasta içerde kalırsa ve dışarıda oluşan sıra ve zaman daralması hasta ile hekimi karşı karşıya getiriyor ve şiddete varan sürece doğru götürüyor. Bu rakamlara da yansıyor. 2020 yılında 12 binden fazla beyaz kod dediğimiz sağlıkta şiddet vakası yaşanmış. Bahsettiğimiz sorunlar bölgesel olarak da bazı problemleri beraberinde getiriyor. Örneğin bu bölgede çalışan birçok hekim arkadaşımız bölgede konuşulan anadili bilmiyor ve gelen birçok hasta da Türkçe kendini ifade edemiyor. Dolayısıyla hekim hastanın öyküsünü alamaz oluyor. Hal böyle iken sağlık sistemi şuanda sağlıksızlığı üreten konumda. İnsanlar, hastane hastane, doktor doktor dolaşmak zorunda kalıyor.

Bölgedeki sağlık sistemine ilişkin bir değerlendirme yapılırsa neler söylemek istersiniz?

Biz sağlık deyince hastanelere gidip ilaç almak ameliyat olmak, doktora muayene olmak olarak ifade ediyoruz. Oysaki en önemli şey sağlıksızlığa yol açan etmenleri ortadan kaldırmaktır. Sağlık sistemini bütünlüklü ele almak gerekiyor. Evet, pandemi bölgede çok ciddi sıkıntıya yol açtı. Ancak pandemi öncesine gidildiğinde bölgede durumun iyi değildi. Çok daha fazla parametre açısından yaşadığımız bölgeye bakıldığında aslında sağlık açısından bölge illerinde durumunun iyi olmadığı ortadaydı. En kötü sağlık göstergeleri bu bölgede görülüyordu. Bebek ölüm hızından anne ölüm hızına kadar tüm sağlık göstergeleri açısından en kötü olduğu yer bölge illeriydi.

Sağlık için vazgeçilmez olan koşulların sağlanması gerekiyor

Hekim sayısı ve sağlıkçı sayısı üzerinde bakıldığında da ciddi bir eksiklik vardı fakat sağlıksızlığa yol açan koşullar düzeltilmedikçe siz istediğiniz her mahalleye de hastane açsanız milyonlarca da sağlık emekçisini getirseniz asıl olan yani koruyucu hekimlik dediğimiz hastalığın ortaya çıkışması ya da sağlıksızlığa yol açan etkenlerin ortadan kaldırılmadıkça insanların sağlıklı olma hallerini devam ettiremezsiniz. Bir bireyin işi yoksa, iyi beslenemiyorsa, kışın soğuktan yazın sıcaktan koruyacak bir evi yoksa, iyi bir geliri yoksa zaten bu bireyin sağlıklı olmasına olanak yoktur. Demokratik katılım olanaklarının olması ve şiddetten arınmış bir barış ortamının olması gibi bütün bunlar sağlık için vazgeçilmez koşullardır.

Yeterli bir tedavinin uygulanması ve sağlık siteminde aksama yaşanmaması için ne yapılabilir?

Basamaklandırılmış bir sağlık sistemi talep ediyoruz. Yani birinci basamakta insanların taleplerinin karşılandığı hasta sayısı yüzde 90’ı buluyor. Bölge tabanlı örneğin birinci basamakta bir sistem kurulabilse gerçekten insanlar öncelikle oraya başvursa ve orada sorunu çözülemeyen insanlarımızın ikinci, üçüncü basamağa gidebilse ikinci basamakta çalışan sağlık çalışanları çok kolay ve daha nitelikli bir sağlık hizmeti üretecekler. Hastalara belki çok daha fazla zaman ayırabilecekler ama şuanda böyle bir sistem yok. Her hasta her yere her an aynı branşta farklı yerlere gidebiliyor. Böyle bir kısıtlılık yok yani. Dünyanın hiç yerinde böyle bir sistem yok. 

Sağlık çalışanlarının çalışma koşulları ile çalıştıkları hastanelerin fiziksel koşulları mutlaka düzeltilmeli. Bölgeye gelen sağlık çalışanlarının sadece mecburi hizmet üzerinden değil de gerçekten burada çalışmalarını özendirecek bir takım adımların atılması gerekiyor.

TÜİK: Son 6 ayda en çok dolar kazandırdı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, kasımda en yüksek aylık reel getiriyi yüzde 15,93 oranlarıyla külçe altın sağladı. Yıllık değerlendirmede ise en fazla kazandıran ise yüzde 10,35 ile Amerikan doları oldu. Türk lirası mevduatı ve Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) ise aylık, 3 aylık ve 6 aylık ve yıllık değerlendirmelerin hepsinde yatırımcısına kaybettirdi.

Silvan Belediye Eşbaşkanı Toprak'ın hakkında daha önce açılan ve takipsizlikle sonuçlanan soruşturmalar yeniden iddianameye döndü

Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi, yerine kayyım atanan Silvan Belediye Eşbaşkanı Naşide Toprak hakkında daha önce açılan iki ayrı soruşturmadaki takipsizlik kararının kaldırılarak iddianame hazırlanmasını talep etti.

Endonezya'daki yanardağ patlamasında can kaybı 34'e yükseldi

Endonezya'da Semeru Yanardağı’nda cumartesi günü meydana gelen patlamada bilanço artıyor. Paylaşılan son verilere göre, patlama nedeniyle can kaybı 34'e yükseld.

Yorumlar
1000

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan web sitemiz sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol.