Diyarbekir; Kendini Arayan Şehir

08 Şubat 2021
17:10

Aşık Veysel Üstadın çok sevdiğim ama az bilinen bir eseridir. “Yıllarca aradım kendi kendimi / Hiç bir türlü bulamadım ben beni...” der Veysel.

Aramak, aslında bir anlamıyla yitirilişin karşısına denk düşendir. Hem sade, aradığınız yitirilen bir insan mıdır ki! Değil elbet...

Çok sevdiğiniz, sizde anlamı, hatırası olan bir objeyi kaybedersiniz. Kaybedersiniz ve sonra sizden bir uzuv, bir parçanız eksilmiş gibi gönül koyarsınız kendinize! ‘Bu nasıl, ne biçim sahiplenmedir’ insan bu denli değer verdiğini nasıl yitirir diye! 

Gitmiştir, yitip gitmiştir artık. Biz Kürtler her ne kadar da “Ewê kû çû, mekewe dû” (bir şey yitip gitmişse, ardına düşme) dese(k) de! Bu sözde kalır. Ardına çokça düşeriz yitip gidenin. Hem olması gereken de o deği mi zaten!

Size bu satırları yazmama beni sürükleyen, bir kaç gün evvelki Diyarbekir suriçinin yasaklı mahallelerine yaptığım gezi oldu. Malum oralara 2015’ten beridir giriş halen pek kolay değil!

Yazayım istedim bir kaç satır. Ben ilkokulu Mardinkapıdaki Cumhuriyet İlkokulunda okudum. Hatırası çoktur bende. Okulumu görmeye gittim. Çevresindeki bir kaç yapıyı yön duygumu da esas alarak baktığımda okul yerinde yoktu! Yitip gitmişti. Koca okulun yeri dümdüz bir arsaydı. Emin olmak için çalışanlardan birine sordum evet orasıydı...

Okuldan ve kimi yıkık yapılardan taşınmış oturak yerine kullanmak üzere bir kaç binek taşı, orta yerde de masa niyetine okulun hemen arkasındaki değirmenden geriye tek kalan ortası delik bir dink (değirmen) taşı. 

Arsanın bir yerinde müteahhit firmanın prefabrik ofisi ve sağda solda iş makinaları ve çalışan inşaat işçileri.

Oturdum ve sadece sağa sola bakmakla yetindim. Okul dümdüz olmuştu, yerinde yoktu. Ve ben bunu bir türlü kabullenemiyordum.

Sonra düşündüm ve soruyu kendime sordum; sahi Ferat Üngür içinde bir sürü şiir olan çiçeği burnunda “Coğrafya Kederdir” kitabımdan bestelenip okumak için neden “kendini arayan şehir”i seçmişti ki!

https://www.youtube.com/watch?v=51_hiWQ858k&feature=youtu.be

Seçmişti işte! Biliyordu çünkü! Şehirler de yitiyor bir şekilde. 

İnsanın doğup büyüdüğü, anılarını yad ettiği mekânlarının ellerinin arasından kayıp giderek yok edildiği zamanları yaşamak / yaşatmaktı belki de en büyük zulümdü belki insan olana reva görülen.

Bunu ziyadesiyle yaşadık. Hem de insana asıl zor gelen top, bomba ve kurşun seslerinin bir nevi yeknasaklaşan gürültüleri arasında...Gürültülü bir yapayalnızlık içinde...

Demem o ki; belki de asıl şimdi, şarkının sözlerindeki nağmelerde kalıcılaşan sese ve söze kulak vermek gerek...

Ben şehirim 
kalıyorum böyle
kalıyorum kalmasına ya
bende kalmadı hemşehrilerim
karpuzlar çatırdamıyor artık avlularımda
düşlerde ve şiirlerde kaldı şehir
gündüzleri göğünde güvercinler uçmayan
gökyüzlü şehir
benim değil
düşler benim...

Yorumlar
1000

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan web sitemiz sorumlu tutulamaz.

2 Yorum
Davut Ökütçü
07/03/2021

Yokoluşa, yitirilişlere şahitlik daha bir can yakıyor, acısı deruni oluyor. Bu yazıların tarihe not düşüyor. Kalemine dimağına sağlık Sevgili Şeyhmus Diken. Şair Sırri Hanım sokaktaki kütüphanenin ahvali niceydi acaba?

diyari
07/03/2021

Maalesef diyarimin çehresi değişti sür içi gitti Ali paşa gitti bir tarih yok oldu ben 1980 de görevim nedeniyle ayrıldım bir dahaki gelişimde aynı lezzeti bulamadım ve duygularımı şöyle bir dortlukle yaziyz döktüm Diyarbakır bahcalarin ses vermiyor konakların hiç bitmiyor ahuzarin diyarim diyarim diyarim arardım selamlar Mehmet emin enez