Orhan Kemal’in Edebiyatı -6

02 Nisan 2021
16:03

'Hanımın Çiftliği'nde, 'Vukuat Var'da olduğu gibi  romanın örgesi sağlam kurulmuştur. Yazar, nedenselliklerini ortaya koyarak olayları ustalıkla birbirine bağlamıştır. Orhan Kemal, Muzaffer Bey'den hesap sormak için seçimlere umut bağlayan köylülerin, hayal kırıklığını, Muzaffer Bey'in parti değiştirirken İsmet Paşa'ya ihanet duygusunu çok başarılı bir kurguyla okura aktarmayı başarır.

*

Orhan Kemal ''Hanımın Çiftliği'nde,  Muzaffer Bey'i bütün 'çıplaklığıyla' gözler önüne serer. Muzaffer Ağa, bebeği olacağını duyunca sevinir. Karısı ile konuşurken karısının doğacak bebeklerinin, 'kız' olmasını istemesi üzerine itiraz eder. Karısıyla bu konuyu konuşurken geçmişte, İstanbul'da, Avrupa'da yattığı 13- 14 yaşındaki kızları hatırlayınca ürperir. Zaman zaman rastlayıp zevklerin en yükseğini duyduğu bu kızlar da ailelerinin gözbebeği olarak doğmuş, üzerlerine titrenmiş, başkalarının zevk, eğlence aracı olacağı düşünülmemiştir. Ya kendisinden doğacak kızların sonu da böyle olursa diye düşünür ve kız çocuğu olmasını istemez.

*

Hanımın Çiftliği romanında, 'Çiftlik', hem köylülerin hem de orada yaşayanlar için çok önemli bir işleve sahiptir. Çiftlik, teneke mahallesinde yaşayanlar için ulaşılmak istenen, refahın, rahatın simgesidir. Reşit ve karısı, çiftlikteki hayatlarını yitirmek istemez. Zaloğlu o kadar aşağılanmasına, karısı elinden alınıp dövülmesine karşın çiftliğe dönmek ister. Çiftlik, köylü içinse ahlaksızlık simgesi olarak görülecektir.

*

Hanımın Çiftliği'nde olaylar, 1948-1950 yılları arasında geçer. Zaman, CHP'nin tek parti iktidarının son yılları, seçim arifesi ve sonrasıdır. 1946 Seçimleriyle geçilen çok partili hayatta, köylerde iki parti taraftarları arasında heyecanlı tartışmalar yaşanmaktadır.  Demokrat Parti taraftarları seçimde iktidarın değişeceğini, hesap sorulacağını söylemekte, diğerleri iktidarın değişmeyeceğine inanmaktadır.Çukurovanın bereketli topraklarında, tarımda makine kullanımı yaygınlaşmakta, işsizlik alabildiğine artmaktadır.

*

Hanımın Çiftliği romanında, topraksız ve az topraklı köylülerin taleplerini karşılayacak iktidarın, yeni parti  iktidarı olmadığı ortaya çıkacaktır. Demokrat Parti iktidarına umut bağlayan köylüler, hiçbir şeyin değişmediğini yaşayarak göreceklerdir.  Orhan Kemal,  'Hanımın Çiftliği'nde, devletçi ekonomiden yana CHP'nin yerine liberal, Amerikancı yeni partinin güçlenmesini, tarımdaki makinalaşmanın işçiler bakımından doğuracağı sorunları daha ayrıntılı anlatmak yerine, Çiftlikte yaşanan entrikaları anlatmayı tercih eder.  

Gerçekte, Tek Parti hükümetlerinin halktan uzak, en güç koşullarda günde 12-13 saat çalıştırılan çocuk yaştaki emekçilerin ancak karın tokluğuna çalıştırıldığı koşulları düzeltmek yerine, emekçilerin örgütlenmesi ve hak arayışını sağlayacak düzenlemeleri yapmayan, yasaklayan koşulları gözlemleyen yazarın, 'Hanımın Çiftliği' romanında yeterli sosyal eleştiri yapmadığı görülür. (Orhan Kemal, Hanımın Çiftliği üçlemesinin son kitabı olan Kaçak'ta, işçilerin, köylülerin, tarım emekçilerinin örgütlü mücadele vermesi gerektiğini ifade eder.)  Orhan Kemal özellikle tarımda  yaşanan büyük değişikliği romanında  anlatarak, tarımdaki işsizleşme sürecinin kaynaklarını okura göstermiştir.

*

"Güllü(Serap)--15-16 yaşlarında, Cemşir'in  Boşnak karısından çocuğu. Fabrikada işçi, Arapuşağı Kemal'i seviyor. İsyankar ruhlu, güzel, Muzaffer Ağa'nın yeğeni Zaloğlu'nun görür görmez vurulduğu kız. Romanın temel karakteri. Babası, Berber Reşit ve ağabeyi Hamza Güllü'yü Zaloğlu'na satmak istiyor..."            

*

Önceki yıllarda yayınlanmış TV dizilerini yayınlayan kanalda, 'Hanımın Çiftliği' dizisi hafta içi günlerde iki bölüm arka arkaya gösterilince baştan sona yeniden izledim. İzlediğim bir bölümde Elçi Cemşir ile oğlu Hamza'nın  konuşmasına tanık olunca, Orhan Kemal'in romanıyla dizi arasındaki uçurumu vurgulamak istedim. Hamza'nın fabrikadan aldığı tek maaşa kaldıklarına ilişkin bir konuşmaydı, sözünü ettiğim sahne.                                                            

Önceki yazımda Cemşir'i tanıtırken anlatmıştım. Cemşir'in 4 ayrı eşinden sayısını ve ismini bilmediği yirmiden fazla çocuğu vardır; kız ya da erkek bu çocuklar fabrikalarda, atölyelerde çalışmaktadır.                                                          

Orhan Kemal Vukuat Var'da anlatıyor:  "...Cemşir, evin bir köşesinde besili bir sığırın ılık tembelliği içinde bir kıyıya yanlanmış yarı kapalı gözlerle beklemektedir. Para beklemektedir!  Adını bile bilmediği, bilmek gereği duymadığı sürüyle çocuğunun bütün bir hafta, her gün en aşağı on iki saat çalışma karşılığında kazandıkları parayı beklemektedir. Çocuklar haftalıklarıyla terli, yorgun gelip de paralarını babalarının etli, kocaman avucuna bırakınca, adam canlanır. Çocuklarının yüzüne bile bakmadan paraların konulduğu zarfları yırtar, paraları çabucak sayar, bırakacağını analarına bırakıp, üst yanını kara şalvarının geniş cebine atarak, yolu tutar. İşi, bitmiştir artık. Ayı inine benzeyen, ılık ılık gübre, is, zeytinyağı, ya da sidik kokan izbede daha çok durmanın anlamı kalmamıştır..."                                                                                    

Orhan Kemal'in  'Hanımın Çiftliği'nde anlattığı karakterleri gerçekliğinden koparan, altüst eden bir uyarlamadır izlediğimiz. Orhan Kemal'in romanında; Güllü'nün ağabeyi Hamza fabrika müdürünün karısının jigolosudur, çalışmak, emek vermek, emekçilik kavramlarından uzaktır. Cemşir'in en sevdiği çocuğu, gözbebeğidir. 19-20 yaşlarındadır. Babası ve Berber Reşit ile birlikte Güllü'yü satıp alacakları parayı barda, pavyonda, kebapçıda yemek isteyen, cahil, saf, "güzel" bir gençtir.

"

işareti içine aldığım sözcüğü anlamak için romanı okumanızı öneririm.

*Orhan Kemal 'Hanımın Çiftliği'nde unutulmaz karakterler yaratmıştır. Bu karakterlerden biri, Muzaffer Bey'dir. 40 yaşlarında, 'Hanımın Çiftliği' romanının temel karakterlerinden. Çukurova'da toprak ağalarının tipik örneklerinden. Sırtını tek parti iktidarının gücüne dayamış, Hazine arazilerini sürdüğü yetmiyormuş gibi, köylünün tapulu malını da süren, yoksul köylüleri, ırgatları döven, söven, işçi kızlara tecavüz eden, asalak, Çiftliği yöneten Yasin Ağa'nın hesabına yatırdığı paraları İstanbul'da, Avrupa şehirlerinde harcayan, 13-15 yaşındaki kızlarla yatan, okumuş görüntüsü veren cahil. Çocuğuna 'Fellah' ismi diyerek Mesut isminin konulmasına karşı çıkacak derecede egemen ideolojinin temsilcisi, çiftlik sahibi azgın bir aygırdan farksız kişi.

*

Şimdi siz romandan uyarlanan bir TV dizisi çekeceksiniz, yukarıda anlatılan Muzaffer Ağa öldürülecek ve siz onun ardından "Mamoş türküsünü" çalacaksınız...

Yorumlar
1000

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan web sitemiz sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol.