Şehrin Kedileri

20 Mayıs 2021
13:53

‘Bir semtin sokak hayvanları sizden kaçmıyorsa  orada yaşayın çünkü komşularınız güzel insanlardır.’ Goethe

Ben çocukken babam Diyarbakır’ı anlatan bir kitap bulduğunda alıp eve getirirdi. Kapıdan içeriye girdiğinde babamın elinde kitap varsa yüreğim bayram sevinciyle dolup taşardı. Babam ablamı, ağabeyimi ve beni yanına çağırır önce kitabın yazarını anlatır,  sonra ‘Gözlerim görmüyor, çocuklar siz sesli okuyun, ben dinleyeceğim.’ der sırayla bize kitabı okuttururdu. Hâlbuki babamın gözleri görüyordu. Amacı bize kitap okuma sevgisi aşılamaktı. Fakat biz kitabı okumaya başladığımızda, babam gözlerini kapatıp hayaller dünyasından bizi dinlerdi. Ablam ile ağabeyim zar zor kitaptan bir sayfa okuyup kaçarlardı. Ben babamı kıramadığım için okuma ihalesi hep bana kalırdı. İşte böyle bir zamanda tanıdım Mıgırdiç Margosyan’ı.

Babam Mıgırdiç Margosyan’ın kitaplarını çok severdi. Bende en sevimli ses tonumu takınarak babamın getirdiği kitaplarını okurdum. Diyarbakır ağzı ile yazılmış kelimeleri telaffuz etmekte zorlanırdım. O zamanlar babam gözleri kapalıyken, yanlış okuduğum ya da dilimin dönmediği kelimeleri düzeltirdi. Bende hemen ‘madem gözün kapalı biliyorsun kitapta ne yazdığını, bana neden okutuyorsun?’ diye kızardım. Çünkü babam kuruyan dilime, gıcık tutmuş boğazıma aldırmadan kitap bitene kadar okuttururdu. Mıgırdiç Margosyan kitaplarında memleketimizin insanlarını ne güzel anlatıyordu. Yazar Diyarbakır da sokak hayvanlarının bile çok kültürlü olduğunu vurguluyordu. Hafızamda kalan ve o zamanlar kitapta en beğendiğim konu Mıgırdiç Margosyan’ın kedileriydi. Evlerindeki ve mahalledeki kedilerin Ermenice, Kürtçe ve Türkçe olmak üzere üç dil bildikleri yazılıydı. Bense tek dilli bir çocuk olarak hiç görmediğim Diyarbakır’ın kedilerini içten içe kıskanırdım. İçimden ‘vay be kedilere bak ne kadar akıllılar.’ der dururdum. Babam hayıflanarak ‘Sizlere ana dilinizi öğretemedim. Memleketimizde olsaydınız belki kedilerden öğrenirdiniz.’ derdi.

Birçoğunuzun bildiği gibi kitap çalışması içerisindeyim. Kitapların büyülü dünyası sayesinde sevgili editörüm Mihrivan ile tanıştım. Edebiyat sevgimize, hayvan sevgimiz de eklenince iş arkadaşlığımız dostluğa dönüştü. Kendisi evinde dört tane kedi besliyor. Bende evde kedi beslediğimden dolayı kediler hakkında konuşmaya başladık. Birkaç gün önce Mihrivan bana bir video gönderdi. Videoda ağzı sıkıca kapalı çuvalın içinde bir kedinin inleme sesi geliyordu. Mihrivan’ın arkadaşı kediyi çuvalın içinde sokakta bulmuş. Çuvalı açınca karşılaştığı hamile kediyi tek tanıdığı kedi dostu Mihrivan’a götürmüş. Zaman kısıtlıydı, doğum başlamıştı. Mihrivan balkonuna perde çekti. Hamile ve hırpalanmış kediye yer yaptı. O, kedinin başucunda ben de telefonun diğer ucunda sabaha kadar bekledik. Kedi bayağı hırpalanmıştı. Yüzü gözü şiş içindeydi. Mihrivan sabah baktı ki olacak gibi değil ürkek kediyi veterinere götürdü. Veteriner hamile kediyi ameliyata aldı. Maalesef kedinin karnındaki bütün bebekler ölü doğdu. Ben,  bu yazımı yazarken yaralı anne kedinin yoğun bakımda can verdiğini öğrendim. Sabahtan beri içim buruk, insanlığım yaralı… Dilimde edebimi aşan küfürler var. Sizlere hayıflanıp durmak değil amacım. Canınızı da sıkmak istemem. Zaten bilgisayarın karşısına geçip bu konuyu yazma amacım da bunlar değil. Ben Mihrivan’ın hamile kediye masaj yaparken çektiği videodan bahsetmek istiyorum. Bana an be an kedinin durumunun videolarını gönderiyordu. Ama öyle bir video gönderdi ki beni, çocukluğuma götürdüğünden kendisinin bile haberi yoktu. Videoda hamile kedi yumuşacık minderinde uzanırken Mihrivan kedinin karnına masaj yapıyordu. Masajını yaparken kediciğe Kürtçe şarkı söylüyor, Kürtçe teselli ediyor, Kürtçe hayaller kurduruyordu. İşte o an çocukluğumun düşleri ayaklanıp Mıgırdıç Margosyan’ın Gâvur mahallesine gidip geldi. Küçelerde, damlarda cirit atan kedileri gördüm. Süzülmesi için asılan yoğurttan damlayan suları yalayan, mutfaklardan yiyecek kaçıran, üç dili anlayan ama kedi alfabesiyle konuşan kediler gözümün önüne geldi. İçim cız etti. Biz hangi ara insanlığımızı yitirdik hangi ara hayvanlarla birlik içinde yaşamayı unuttuk? Yoksa biz Gâvur Mahallesi’ni terk ederken insanlığımızı orada mı bıraktık?

Yorumlar
1000

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan web sitemiz sorumlu tutulamaz.

4 Yorum
İhsan turan
04/12/2021

Kalemine yüreğine sağlık çok güzel döktürmüşün

barış tez
04/12/2021

Tebrikler Mihriiiiiii✌✌✌

Elif Turan
04/12/2021

Dilimde edebimi aşan küfürler var (benimde) ne kadar mütevazı bir cümle kalemine, yüregine,vicdanına sağlık....

Dilan Yumlu
04/12/2021

Emeğine yüreğine kalemine sağlık ablacım ????