Tarih ve Tekerrür (Orhan Pamuk’un yeni romanı Veba Geceleri üzerine)

31 Mart 2021
11:23

"Onlar bizim en kötü yıllarımızdı, dedi Sunay."

Kar, S:175

Veba Geceleri, yazarının ifadesiyle, Orhan Pamuk'un kafasında yıllardır dönüp duran, fakat roman halini alması dört yıl alan bir metin. Romandaki salgın ve karantina kurgusu aniden gerçeğe dönüşünce çıkışı ertelenmişti biliyorsunuz, demlenip oturmuş bir anlayışla okuyabileceğimiz bir kurgu sunabilmek adına bir yıl bekledi Pamuk. Sanıyorum bu süreçte pandemi şartları sona erer ve ortalık durulur diye düşündü, o da çoğumuz gibi. Bildiğiniz gibi, durum ne yazık ki öyle olmadı. Yine kendi ifadeleri sayesinde biliyoruz ki, beklediği sürece, yaşadıklarımızdan yola çıkarak bazı değişikliklere gitmiş Orhan Bey metninde. 

Bunca lakırdıyı mevzuya buradan girmek istediğim için yapıyorum. Burada minik bir okur serzenişinde buluncağım: ben onun baştaki kendi salgın ve karantina kurgusuna sadık kalmasını tercih ederdim. Gerçi, insanın kafasında kurguladığı devasa salgın kurgusu birden gerçeğe dönüşse ve önüne bunca done serilse kalemi durdurmak ne kadar mümkün olur, onu da bilmiyorum tabii. Kalemi tutan el benimki olsa, ben de bir süre sonra tarihi ve bugünü bir etmenin cazibesine kapılırdım muhtemelen.

Gelelim Veba Geceleri'nin konusuna: Tabii ilgilenen okur çoktan ön bilgi edinip romanın ne anlattığını öğrenmiştir,ama yazının bütünlüğü açısından burada yine de biraz değinmekte fayda var. Abdülhamid döneminde Osmanlı'nın yirmi dokuzuncu vilayeti olan Minger Adası'nda veba salgını baş gösterince padişahın itibarlı Sağlık Başmüfettişi, Kimyager Bonkowski Paşa ve yardımcısı Doktor İlias apar topar adaya gönderilir. Salgının boyutu ve olası sonuçlaı daha tam anlaşılamamışken Bonkowski Paşa öldürülünce olaylar karmaşık bir hal alacaktır. Bu noktadan sonra kurguya Abdülhamid'in poisiye ve Sherlock Holmes merakı da dahil edilerek, çözülmesi gereken bir de cinayet vakası eklenir. 

Roman tarihi olaylar ve dönem dinamikleri açısından oldukça zengin. Arkasında yoğun tarih okumalarının olduğu açık. Orhan Pamuk'un yaşını ve kariyerini düşündüm romanı okurken, onun konumundaki bir insanın hâlâ araştırma azmi ve yazma disiplinini yitirmemiş olduğunu görmek bende saygı uyandırdı. Ben olsam, en basit tabirle, üşenirim herhalde bu kadar bilgiyi derleyip toplayıp yazmaya. Bilgilerin derlenip toparlanması ve kurgu içinde eritilmesi hususunda çokça emek harcanmış. Sözün özü, Veba Geceleri, bir roman olduğu kadar da bir tarih kitabı. 

Hatta, belki kimi yönlerden, daha çok bir tarih kitabı; zaten romanın başında kitabı yazan kişi olarak kurgusal bir yazar ismi çıkıyor karşımıza: Mina Mingerli. Soyadını, romanın geçtiği kurgusal ada Minger'den alan tarihçi yazarımız Pakize Sultan'ın mektuplarından yola çıkarak Abdülhamid döneminde yaşanan veba salgının yol açtığı acıları anlatıyor bize. Zaten, kurguya göre biz olan biten çoğu şeyi Pakize Sultan'ı padişah emriyle, Bonkowski Paşa cinayetinin çözülmesi ve salgının kontrol altına alınması vazifesi ile,kocası Damat Doktor Nuri ile birlikte Minger'e gonderilmesi neticesinde, adadan ablasına yazdığı mektuplar sayesinde öğrenebiliyoruz. 

Bu kurgusal yazar buluşunun bazı önemli nedenleri var zannımca: Orhan Pamuk Kar'dan beri romanlarında siyasete oldukça mesafeliydi. Hatta, kendisinin Kar benim yazdığım son siyasi roman olacak, minvalde bir de açıklaması vardı. Mina Mingerli, siyaset sofrasına kaşık çalmada Orhan Pamuk gibi iştahsız değil. Veba Geceleri, açıkca siyasi polemiklere alan açan ve sözünü sakınmayan bir roman olmuş. Metnin üst katmanda bir 'tarih kitabı' olarak sunulması ve Pamuk'un kurgusal bir ikincil yazar aracılığı ile kendini aktarıcı konumunda tutması da tarihi ve siyasi olaylara dair fikir beyan etme meselesinde yazarın önünü açmış tabii.

Dikkatimi çeken diğer detay da şu oldu: Pamuk romanlarının başında her zaman bir ithaf olur. Yazar ilk romanını kızı Rüya'ya ithafen sunmuştu okura. Sonra bu gelenek bir önceki romanın kadın karakterine yazılan ithaflarla devam etti. Bu sefer roman bir ithafla açılmıyor. Bu da Mina Mingerli'yi ezmemek ve yapılmak istenen işin çatısına sadık kalmak açısından mantıklı bir tercih olmuş.

Abdülhamid Dönemi pek çok açıdan ilginç ve tartışmalı, malum. Elbette dönemin dinamikleri ve gelişmeleri hakkında çokça detay kurguyu zenginleştirmiş. Padişahın polisiye, özellikle de Sherlock Holmes hayranlığı romanda önemli yer tutuyor. Polisiye aslında Pamuk külliyatının uzağına düşen bir tür degil. Kara Kitap, Yeni Hayat, Kırmızı Saçlı Kadın gibi romanları polisiyenin olanaklarından belirgin biçimde yararlanan metinler. Burada bir kez daha çözülmesi gereken gizem ve vakalarla karşılaşıyoruz. Kurguyu hareketlendiren ve yoğun bilgi akışı içinde okura soluk aldıran bu durumu olumlu buldum. iyi bir tercih olmuş. Yoksa metin gerçekten bir tarih kitabına dönüşüp edebiyat okuru ile bağ kurmanın uzağına düşerdi.  

Elbette metin hakkında söylenecek söz çok, ama artık toparlyayayım: Veba Geceleri, Orhan Pamuk yazınında hem geleneğin devamı, hem de yeni bir sayfa niteliğinde. Romanın yer yer çeviriden okuyacak okuru öncüleyerek yazılmış olduğunu; daha açık bir ifadeyle söyleyeyim, çeviriye müsait bir dille yazıldığını hissetmek beni biraz üzdü ve açıkçası okurken de yordu. Bu kaygı, biraz yazarın kendisine de köstek olmuş. Daha hesapsız ve akışına bırakılmış bir metin bence yazanı da okuyanı da keyiflendirirdi. Dispilinli ve 'düşünceli' yazarın bu matematikten kurtulması ne kadar mümkündür peki? Mümkün müdür? 

Veba Geceleri'ni salgın belası bitip giderse ve bütün bu sıkıntıları anı olarak ardımda bırakabilecek kadar yaşarsam, o zaman mutlaka tekrar okumak isterim. Her şey bu kadar tazeyken tarihin sayfalarında kaybolup, metnin tadını çıkarmak pek kolay olmadı. Kendimi bırakamadım. 

Yine de uzun zaman sonra bir Orhan Pamuk romanı okumak bana çok iyi geldi. Neredeyse yirmi yıldır hayatımda olan, beni büyüten yazarlardan biri, haliyle de bende yeri çok ayrı. Kırmızı Saçlı Kadın ile zedelenen ilişkimiz Veba Geceleri ile onarılmış oldu diyebilirim kendi adıma. 

Umarım bir sonraki romanı için bu kadar uzun süre beklemek zorunda kalmayız...

Yorumlar
1000

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan web sitemiz sorumlu tutulamaz.

1 Yorum
Kaan
03/12/2021

Çok güzel kaleme almışsınız. Kitap hakkında tehlikeli sulara girmeden, yani spoiling yapmadan ve okurun romana yeni başlama heyecanına ket vurmadan ve hatta bilakis heveslendirerek..