Yaşar Kemal’in Edebiyatı - 6

04 Mart 2021
00:05

Yaşar Kemal dilde Karacaoğlanın çok etkisinde kaldığını söyler. Bir şiirde, bir düzyazıda, bir anlatımda dilin nasıl geliştirilmesi gerektiği üstünde çok kafa yormuştur. Ona göre, bir dil bir dünya demektir. "Bu dünyanın temelleri çok sağlam olmalıydı ki, o dünya üstüne sağlam bir dünya kurulabilsin" dedikten sonra ekler: "Halk dili benim için çok zengin, çok canlıydı, doğa gibiydi. Nasıl yapmalıydım da, bu büyük zenginliği yazı diline geçirmeliydim" 

*

Yaşar Kemal dilin büyüsüne, sonsuz gücüne inancını yaşamının sonuna kadar yitirmedi. Dilin gücünün sonsuz olduğunu denemeleri ile henüz on altı on yedi yaşlarında kavradığını söyler.  Dilin, bütün insanlığı kurtaracağına inandı. Dilin bu dünyada bütün politik, ekonomik, toplumsal her sorunu çözeceğine inandığını ifade etti." ...Dil benim için sonsuz gücü olan, büyük bir evrendi. Dilin gelişerek, insanlığı, evrenimizi yenileyeceğine, geliştireceğine, güzelleştireceğine, evrenler kurup evrenler yıkacağına inanıyorum. Bu yüzden de, söz sanatçılarına, kendim de içinde, büyük sorumluluklar yüklüyorum, çağımız için...

 *

21 Şubat 'Dünya Anadil Günü'nü Yaşar Kemal'in vasiyet niteliğindeki sözleriyle birlikte düşünelim.  "Benim kitaplarımı okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olsun.  İnsanın insanı sömürmesine karşı çıksın. Kimse kimseyi aşağılayamasın. Kimse kimseyi asimile edemesin. İnsanları asimile etmeye can atan devletlere, hükümetlere olanak verilmesin. "Benim kitaplarımı okuyanlar bilsinler ki, bir kültürü yok edenlerin kendi kültürleri, insanlıkları ellerinden uçmuş gitmiştir."

*

Yaşar Kemal Van'da babasının doğduğu köye giderek akrabalarını ziyaret eder. Ernis köyünde evlerin yer altında olduğunu Gazeteye yazdıktan sonra İstanbul'a döner. Röportajları yayınlanmış ve ses getirmiştir. Gazetede çalışan Ömer Sami Coşar, odasına Yaşar Kemal için bir masa koydurur, yan yana çalışmaya başlarlar. Ömer Sami Coşar'la dostluğu ilerler, Thilda ile tanışmalarını o sağlar. Yaşar Kemal ile tanıştığı günlerde yabancı bir basın kuruluşunda çevirmen olarak çalışan Mathilda(Thilda) 2.Abdülhamit'in baştabibi Jak Mandil'in torunudur. Babası Osmanlı Bankası Genel Müdürüdür. İngilizce, Fransızca, İspanyolca bilen Thilda Yaşar Kemal gibi 1923 doğumludur. Tanıştıktan bir süre sonra arkadaş olur ve evlenirler. Yarım yüzyıl büyük bir aşkla süren evliliklerinde, Yaşar Kemal'in pek çok yapıtını çeviren Thilda, edebiyatımıza çevirmen olarak emek vermiştir. O yıllara çok var, şimdi evliliklerinin ilk yıllarında yaşananları anlatıyorum.                                                                                      

*

Yaşar Kemal Cumhuriyet Gazetesi'nde kadroya geçirileceği zaman Nadir Nadi'ye yaşamı ile ilgili gerçekleri bütün açıklığı ile anlatarak, "Kadirli cezaevinden çıkıp geldim..." der. Nadir Nadi, Cumhuriyetin yazıişleri müdürü Cevat Fehmi Başkut(1905-1971--oyun yazarı, gazeteci. Özellikle Buzlar Çözülmeden, Paydos oyunlarıyla iz bırakmış yazar)'a Yaşar Kemal'i gazete kadrosuna almalarını söyler.  C.Fehmi Başkut gittikten sonra da; Yaşar Kemal'e kendisine anlattıklarını Cevat Bey'e de anlatmasını söyleyerek ekler: "Benim gazetede olmadığım bir zamanda karşılaşacağın sorunlarda yardımcı olabilmesi için gerçekleri bilmesi iyi olur.”

Cevat Fehmi Başkut, Yaşar Kemal için gerçek bir yol gösterici olmuştur. Dostluk göstermiş, öğretmiş, eleştirmiş, günü geldiğinde de onu ve yazdıklarını savunmuştur.  Gazetede çalışmaya başlamadan önce, Kemal Sadık Gökçeli isminin her aşamada engel çıkaracağını söyleyen Abidin Dino'nun önerisiyle Yaşar Kemal ismini seçmiştir. Yaşar Kemal'in Kemal Sadık Gökçeli olduğunu bilen kişi sayısı bir elin parmakları kadardır. Ancak, 1953 yılında o yıl polis olmuş bir ortaokul arkadaşı, Kemal Sadık Gökçeli olarak onu gözaltına alarak Sansaryana götürmüş, gece saat dörde kadar Sansaryanda tutmuşlar sonra da Yaşar Kemal olduğunu anlayınca özür dileyerek bırakmışlardır.                                    

Cevat Fehmi Başkut röportajlarını beğendiği Yaşar Kemal'i yeniden yeni röportajlar yapmak için Güneydoğu'ya gönderir. Kaçakçılar arasında haftalarca yaşayan Yaşar Kemal, kaçakçıları anlatmak için birlikte sınırı geçip Suriye'ye gidecek, röportajları çok okunacak ve beğenilecektir.                                                                                    

Thilda ile evlenen Yaşar Kemal yıllardır kafasında  dönüp duran İnce Memed başta olmak üzere romanlarını yazmak istemektedir.         

*

Yaşar Kemal tanınmış, yazdıkları okunan bir röportaj yazarı olmuştur. Ancak çocukluğundan itibaren düşlerini süsleyen romanları yazmak, romancılığa geçmek istemektedir. Maddi olarak zor durumdadırlar.  Thilda, Yaşar Kemal yüzünden işten atılmıştır. Gazeteden aldıkları 180 lira aylıkla geçinmektedirler. Cevat Beyden 'İnce Memed' romanını yazmak için bin lira avans ve izin ister. Cevat Bey izni ve parayı verir. Beşiktaş'ta yeni yapılmış bir kat tutarak taşınırlar. O yıl dehşetli ve soğuk bir kış yaşanır, Tuna nehrinin taşıdığı buzullar İstanbul Boğazını kaplar, o soğuk kış günlerinde, arada sırada odun bulurlarsa yakıp, evin içinde kalın elbiselerle oturarak günlerini geçirirler. Thilda yatağın içinde kitap okurken, Yaşar Kemal Erzurum'da aldığı kalın eldivenlerle romanını yazmaktadır.  

*

Yaşar Kemal o karda kıyamette üç ay içinde 'İnce Memed'i yazıp bitirir. Götürüp, Cevat Fehmi Beye teslim eder, Beğenilirse, bin sekiz yüz lira daha alacaktır. On beş gün sonra Cevat Beye romanı okuyup okumadığını soran Yaşar Kemal, Cevat Beyin, "Yarıya kadar okudum" sözü üzerine, "Doğru değil okuduğunuz Cevat Bey" der. Cevat Fehmi, "Neden doğru değil?" deyince, Yaşar Kemal şu sözleri söyledikten sonra, Cevat Beyden azar işitecektir. "Efendim, o romana başlasaydınız, bitirmeden bırakmazdınız..."  Yaşar Kemal, Cevat Beye bir daha romanı sormadığını söyler. Bir ay sonra bir gün Cevat Bey şunları söyleyecektir. "Haklıymışsın, önceki gece romana başladım, ancak bu sabah bitirdim. Elimden bırakamadım..."                         

Cevat Fehmi Başkut, Yaşar Kemal'e romanı çok beğendiğini ancak romanın başlangıcındaki Çukurova betimlemesini çıkarmasını söyler. Yaşar Kemal, Cevat Fehmi Başkut'a romana adını koymayacağını çünkü kendisinin iyi romanlarının bundan sonra yazacağı romanlar olacağını söyler. Romanın başındaki Çukurova betimlemesini de, romandan çıkarmayacağını ifade eder. 

Konuşma şöyle devam eder:                                  

- O zaman da sen bu gazeteden gidersin.

- Giderim Cevat Bey                                            

 - Başka gazetede gazetecilik yaparım sanıyorsun, değil mi?                                                   

- Öyle sanıyorum                               

- Cumhuriyetten atılmış bir gazeteciyi başka hiçbir gazete almaz, bunu bilmiyor musun?                               

 - Bilmiyorum                                                        

 - Bil öyleyse...                                                              

- Acımdan ölsem de bu romana adımı koymam, başındaki Çukurova betimlemesini çıkarmam.                                        

 (Devam edecek)

Yorumlar
1000

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan web sitemiz sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol.