Yaşar Kemal’in Edebiyatı - 7

05 Mart 2021
22:41

Yaşar Kemal, Cevat Fehmi'ye söylediği sözleri ertesi gün Nadir Nadi'ye de söyler ve Cumhuriyet Gazetesinden ayrılır. Cevat Fehmi Başkut haklı çıkmıştır. Gazetede röportajların yayınladığı zaman Yaşar Kemal'e Cumhuriyet'ten aldığı maaşın on katı maaş teklif edenler, bu süreçte ortalıkta görünmez.      Dünya Gazetesi'nin sahibi Bedii Faik'le karşılaştıklarında, "o romanı bana getirsene; belki ben basarım" der. Götürür. Bedii Faik on gün sonra, "Yahu sen deli misin? İnsan böyle bir romana adını koymaz mı? Koymazsan  Pişman olacaksın"  Yaşar Kemal, "koyacağım" dedikten sonra ekler: "Romana adımi koyarım ama romandan tek satır atmam..." Bedii Faik düşüneceğini söyler.                                             

On gün sonra, "Seni gazeteye almayı çok isterim ama Cumhuriyetten aradılar, Doğan Nadiyle dün konuştum. Yaşar gelsin, romanını getirsin, istediği olacak" deyince, Yaşar Kemal Cumhuriyet'e döner.                                                   
Doğan Nadi Yaşar Kemal'i alır Cevat Fehmi'ye giderler.                                            

"Adını romana koyuyormusun Eşkıya?"                 

"Koyuyorum"                                                          

"Romanın girişi kalacak"                                        

"Kalmayacak efendim, çıkaracağım"                  

"Bak ne yapalım, o bölümü romanın ortasına koyalım"

"Siz koyun efendim"                                                               

*

1953--1954 yıllarında Cumhuriyette tefrika edilen İnce Memed, Varlık Dergisi'nin ilk roman ödülünü kazanır.  Seçici Kurulda; Yakup Kadri Kaeaosmanoğlu, Nurullah Ataç, Reşat Nuri Güntekin, Ahmet Hamdi Tanpınar, Suut Kemal Yetkin gibi seçkin edebiyatçılar vardır. Yaşar Kemal o yılın en iyi romancısı seçilir. Yıllar içinde otuzdan fazla dile çevrilen İnce Memed romanının devamını yazan Yaşar Kemal, romanı dört cilt olarak bitirir.                                                   

*

İnce Memed, Cumhuriyette tefrika edilirken, o devrin güçlü savcısı Hicabi Dinç, "Cevat Bey Ankara'dan emir geldi, romanın yayınını keseceksiniz" Cevat Bey, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve pek çok gazetecinin önünde, gazeteye gelen savcıya, "Hicabi, Hicabi...o sana Ankaradan telefon edenler, beni arasınlar. Onlar mı romandan anlıyor, ben mi?" diyecektir. Yaşar Kemal, Cevat Fehmi Başkut'un bir gün, Nadir Nadi'ye, "Bak Nadir, bu Eşkıyayı niçin çok severim biliyor musun? Romanından bir parça çıkaracam diye, ekmeğinden olmayı kabul ederek karşı çıktı" dediğini, Cevat Beyle dostluğunun o günden sonra arttığını söyler.                                  

*

İnce Memed'in sinemaya uyarlanması ve İnce Memed rolünde Yılmaz Güney'in oynaması gündeme gelmiş ancak Sansür Kurulu, Lütfi Akad'ın senaryosuna izin vermemiştir. Yıllar sonra, Ahmet Taner Kışlalı'nın kültür bakanı olduğu Bülent Eevit'in başbakanlığı sırasında filme izin çıksa da, Genelkurmay Başkanlığı'nın filmin çekilmesine karşı çıktığı anlaşılmıştır. Yıllar sonra, İnce Memed'i yurt dışında çeken Peter Ustinov'un filmini izlediğini söyleyen Lütfi Akad anılarında "Güzel bir film olmamıştı, Peter Ustinov bir İnce Memed filmi değil, Abdi Ağa filmi çekmişti...Olmamıştı..." diyecektir.             

*

Yaşar Kemal yaşamı boyunca çok kez tutuklanmış, hapis yatmış, yargılanmıştır. İlk gözaltına alınışının Adana'da tanıştığı sosyalist işçilerle birlikte olduğunu söyleyen Yaşar Kemal: "...1943 yılında onlarla birlikte gözaltına alındım. Adana Pamukpazarı Karakolunda on gün kadar kaldım. Karakol bir karabasan gibiydi. Bir karanlıktan başka bir şey hatırlamıyorum..." der.                                             

*

Askerlik sonrasında Kadirli'de, küçük bir tahta kulübede arzuhalcilik yaparken 1950 Nisanında hapise girdiğini yazar. Küçük bir çocuk komünist propaganda yaparken yakalanmış, çocuğu çok dövmüşler...O da, bildiği isimlerin tümünü katarak Çukurova Komünist Partisi kurmuş. Yaşar Kemal de bu partinin kurucularından biri olarak ismi söylendiğinden candarmalar evini basmış, önce savcıya--hakime oradan da cezaevine gönderilmiş. Kadirli cezaevinde tutukluyken cezaevi basılarak linç edilmek istenmiş, Jandarma komutanı saldırganları, "Vatan- Millet-Sakarya" nutkuyla sakinleştirerek, Yaşar Kemal'in Kozan Ağırcezasına sevkedileceğini söylemiş.                  

*

O günlerde bir de, söylenti çıkmış: Kozan'a giderken candarmalar "kaçtı diyerek" Yaşar Kemal'i vuracaklarmış. Yaşar Kemal  "herkes buna inanıyordu; çünkü eşkıya Yozcu böyle öldürülmüştü, Sarıçam'da kollarından kendirle birbirlerine bağlanmış otuz üç eşkıya böyle öldürülmüştü...Beni niçin öldürmesinlerdi?.." der. Kadirli'den Kozan'a sevk sırasında, annesi dahil akrabaları ve arkadaşları eşlik ettiği için bir saldırı olmadan Kozan'da Candarmaya teslim edilen Yaşar Kemal o gece çok ağır işkence gördüğünü söyler. Sabahleyin ayakları paramparça ve şişmiştir. Sabah Candarma merkezinden epey uzaktaki Adliyeye yaya götürülür; işkencede şişen ayakları ayakkabıya sığmamıştır. Annesinin işkence gördüğünü anlamaması için insanüstü bir çaba göstererek topallamadan mahkemeye çıkmış ve tutuklanarak Kozan Cezaevine konulmuştur. Daha koğuştan girerken kendisini karşılayan eşkıya Hilmi, “senin ailenden çok yardım gördüm, hayatımı kurtardılar...Buraya katillikten, hırsızlıktan, ırza tecavüzden düşseydin, başım gözüm üstüneydi...Ama... Benden kork..." demiş ve cezaevinden çıkmasına bir ay kala bıçaklamış... Yaşar Kemal, o yıllarda kaldığı cezaevinin berbat bir yer olduğunu söyler.

*

Yaşar Kemal'in Cumhuriyet Gazetesi yılları 1963 yılına kadar sürer. Yurtdışındayken politik nedenlerle Cumhuriyet gazetesinden kovulduğunu öğrenir. İşsiz kalınca pek çok gazeteye çalışmak için başvursa da, hiç kimse işe almayacaktır. Cumhuriyette çalışırken büyük rakamlar teklif edenler, işsiz kalınca yüzüne bile bakmaz olurlar.    

*

Bu yıllarda dört romanı yayınlanmış, 'İnce Memed' yabancı dillere çevrilmiş tanınmış bir yazardır. Gazeteden onun dışında, Nadir Nadi, Cevat Fehmi Başkut ile birlikte on sekiz gazeteci kovulmuştur.  Yaşar Kemal o tarihten sonra, bir daha çalışma yaşamı içinde olmadığını, romanlarının geliri ve Thilda'nın kazancı ile geçindiklerini yazar.                                                                                        

*

1963'ten 1965'e kadar Basınköydeki ışıksız, susuz, yolu olmayan bir evde yaşarlar. Bu ev, gazetecilerin kooperatif kurarak yaptıkları evlerden biridir. Belediye yolu yapmadığı gibi, iki yıl elektrik ve su da bağlanmaz.1960'lı yıllar Yaşar Kemal'in siyasi mücadele içinde olduğu yıllardır. Sendikacıların kurduğu ve 1965 seçimlerinde Parlamentoda 15 milletvekili ile temsil edilen Türkiye İşçi Partisi'nin Merkez Yönetim Kurulu üyesi ve Parti sözcüsüdür. Radyoda partı adına konuşma yapan Yaşar Kemal, parti propaganda çalışmalarına aktif biçimde katılır.                        

*

O yoksulluk içerisinde, zor koşullarda sürekli yeni romanlar yazmaya devam eder. Cumhuriyetten ayrıldıktan sonra on yıl içinde ondan fazla roman yazar. Yaşar Kemal bu yıllarda, çok yoksulluk çektiklerini, Thilda'nın kendisiyle birlikte bu yoksulluğa dayandığını söyledikten sonra ekler:   "...Bu yoksulluğu çekmeyebilirdim, çok zengin de olabilirdim. Ancak benim için söz kutsaldı. Sözün gücüne inanıyordum. İnsanın yoksulluğu alçakça bir şeydir. Buna karşı koymayan, sömürüyü yutan yazar değil insan bile olamazdı, bana göre..."  Yaşar Kemal, Thilda'nın her zaman kendisini desteklediğini, baskılara ve yoksulluğa, kendisinin inandıklarına inandığı için katlandığını ifade eder.                                                      

*

O yıllarda hikayelerini gönderdiği çok ünlü bir derginin sahibi olan yazar, hikayelerinin güzel ama çok sert olduğunu, o günlerde Dergisinde böyle hikayeler yayınlayamayacağını söyleyecektir. Yaşar Kemal, tek yazısı da yayınlanmasa, kendisinin işinin yazmak olduğunu ve bu işi ömrünün sonuna kadar sürdüreceğini söyler. 
(Devam edecek)

Yorumlar
1000

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan web sitemiz sorumlu tutulamaz.

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol.